Paylaş
Yas Nedir? İslamda Yas Tutmanın Hükmü
Question
Yas tutmak ne demek neden yas tutulur
Dinimiz İslamda Yas Tutmanın Yeri
Bir felaketten, özellikle bir ölümden duyulan büyük acı; bu acıyı sergileyen davranışlar, matem demektir.
Ölüm, tüm canlılar İçin kaçınılmaz bir durumdur. Kur’ân-ı Kerim’de mealen “Her canlı ötümü tadacakdır.” {el-Ankebût 29/57) buyurularak, bu gerçeğe hazırlıklı olması için insanoğlu uyarılmıştır. Ölen kimsenin dünya hayatı sona ermekle birlikte Ölüm, geride kalan insanlar için en acıklı olaylardan birini oluşturur. Özellikle sevdiği bir yakınını kaybeden kimse için bu, dayanılması son derece zor bir durumdur. Üzüntü, acı ve ıstırap bu insanın bütün ruhunu kaplar. Bazen dayanılmaz bir şiddet kazanarak, kişinin dengesini kaybetmesine ve taşkınlıklar yapmasına ya da tam bir çöküntü içerisine düşmesine yol açabilir. Bu durum uzun ya da kısa bir zaman devam ederek insan davranışlarını önemli ölçüde etkiler.
Kur’an ve Hadislerde Yas Tutma (Matem)
Sevdiği bir İnsanın ölümünden üzülme, acı çekip ağlama son derece sağlıkla bir insani tepkidir. Böyle bir durumdan etkilenmeyen kimselerin normal olduğu söylenemez. Hz. Peygamber, oğlu İbrahim’in ölümü üzerine üzülüp ağlamış; onun bu durumunu gören bazıları şaşırmışlardı. Abdurrahman b. Avf’ın “Sen de mi ya Rasûlallah” demesi üzerine Hz. Peygamber “Bu rahmettir, merhamettir… Göz ağlar ve kalp hüzünlenir ve biz ancak Rabbimizin hoşnut olacağını söyleriz; İbrahim! Senden ayrıldığımız için gerçekten mahzunuz” (Buhârî, Cenâiz, 44) anlamındaki ifadeleriyle, bunun son derece tabiî bir durum olduğunu açıklama ihtiyacını hissetti. Yine bir başka hadiste belirtildiğine göre Hz. Peygamber, ktzı Zeyneb’in hastalığı iyice ağırlaşmış halde bulunan çocuğunu kucağına aldığında, gözünden yaşlar akmaya başlamıştı. Kendisine “Ey Allah’ın Rasûlü, bu yaş bu ağlama da ne?” diye hayretle sorulduğunda “Bu gözyaşı Allah’ın kullarının gönüllerine koyduğu rahmetidir. Cenab-ı Hak bu rahmeti kullarından şefkatli olan gönüllere ihsan eder” cevabını vermiştir (Tecrid-i Sarîh trc. IV/376-377)
İslam İnancında Yas tutmak
İslâm inancına göre ölümle her şey sona ermiş sayılmadığı gibi, ölümün ayırdığı insanların ebedî hayatta daha büyük mutlulukları paylaşma ümitlerini korumaları gerekir. Nitekim her canlının ölümü tadacağını bildiren âyetin devamında meâlen “Sonra bize döndürülüp getirileceksiniz” (el-Ankebût 29/57) buyurularak bir yönden de bu gerçeğe işaret edilmektedir. Yine Kur’ân-ı Kerîm’de Allah yolunda can verip Rablerinin lütuf ve keremine erişen kimselerin henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı ve Allah Teâlâ’nın müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin sevinci içinde oldukları (Âl-i imrân 3/169-171) bildirilerek, Allah’ın hoşnutluğunu kazanabilen İnsanlar İçin ölüm sonrası beraberliğin daha büyük güzelliklerle dolu olduğu muştulanmış olmaktadır.
Bu yaklaşımın bir sonucu olarak, İslâm’da yas tutmanın bir ölçüsü ve adabı vardır. Ölünün arkasından bağırıp çağırmak, üstünü başını yırtmak, ellerini yüzünü tırmalamak ve benzeri taşkınlar göstermek İslam’ın hoş görmediği davranışlardır. Hz. Peygamber, kadının kendi çocuğu için de olsa, avaz avaz çığlık atıp bağırmasını doğru bulmamıştır (Buhârî, Cenâiz 32). “Kim ki ölüler için avuç içi ile yanaklarını döver ve yakalarını yırtar ve cahiliye âdeti üzere çığlıklar koparırsa, o kimse bizden değildir” {Buhârî, Cenâiz, 38-40) anlamındaki hadis de, bir müslümanın bu tür davranışlardan sakınmasının gereğine işaret etmektedir.
Yine Hz. Peygamber bir kimsenin ölümünden sonra kendisi için bu tür aşırı yas törenleri yapılmasını vasiyet etmesi yönündeki cahiliye dönemi adetine de şiddetle karşı çıkmıştır. İslam bilginlerinin çoğuna göre Rasûlullah’ın “Ölü ailesinin kendisine ağlamasından ötürü azap görür” (Buhârî, Cenâiz, 33/45) anlamındaki hadisi bu çeşit vasiyette bulunan kişiler hakkındadır.
Bir ayette, sahabe-i kiramın Öz canlarından fazla sevdiği Hz. Peygamber’in de bir gün öleceği ifade edilerek (Âl-i imrân 3/144) müslümanların bu gerçeğe alışmaları gerektiğine işaret olunmuştu. Fakat Rasûiuilah’ın vefatı üzerine şaşkına dönen Hz. Ömer Önce bu gerçeği kabullenmemiş, “Muhammed öldü” diyecekler hakkında tehditkâr ifadeler kullanmış, daha sonra Hz. Ebubekir’in teskin edici konuşmasında okuduğu bir âyeti işitince kendisini sanki bu âyeti ilk defa duymuş gibi hissettiğini belirtmiştir. Daha sonra, müslümanların kendi canlarından ve bütün yakınlarından üstün tutmakla yükümlü oldukları (et-Tevbe 9/24; el-Ahzâb 33/6) ve âlemlere ancak rahmet olarak gönderilmiş bulunan (el-Enbiyâ 21/107) Hz. Muhammed (s.a.) için bir yas töreni yapılmaksızın sadece herhangi bir müslüman için öldükten sonra yerine getirilmesi gerekli dini vecibeler[39] ifa edilmiş, böylece sahabe nesli tarafından sonraki müslümanlara bu konuda çok açık bir uygulama örneği bırakılmıştır.
İslâm öğretilere göre, yas tutma dinî bir zorunluluk olarak değil, insan psikolojisinin bu acı olay karşısındaki sarsıntıyı atlatabilmesi için gerekli bir tavır değişikliği ve vefa duygusunun tabii bir sonucu olarak düşünülür. Ancak bunu çok uzun bir zaman sürdürüp, normal görev ve işleri aksatacak durumlara düşmek, yemek ve İçmekten kesilmek, bu yüzden dini ve dünyevi görevleri ihmal etmek doğru değildir. Bir kadının, kocasmdan başka bir ölü için üç günden fazla yas tutmasını yasaklayan Hz. Peygamber’in bir hadisi (Buhârî, Cenâiz, 31) bu konudaki ölçüyü ortaya koymuştur. Kadın kocasının ölümünden ötürü dört ay on gün üzüntüsünü gösterebilir, onun dışındaki yas tutmalar üç günden fazla olamaz.
Kısaca, İslâmiyet insanın yaratılıştan getirdiği temel özellikleri gözardı etmeksizin yası makul sınırları içinde müsamaha ile karşılamış, bunun yanısıra Kur’ân ve Sünnet’te müslümanın ölüm ve diğer bütün felaketler karşısında sabır gösterip moral gücünü koruması ve dua ile Allah’a sığınması tavsiye edilmiştir.
BENZER KONULAR:
Answers ( 5 )
Taziye, yas dinimizde üç gündür. Üç günden fazla yas tutmak caiz değildir. Ne yazık ki artık günümüzde insanlar taziyede bulunurken bu işi abartmışlar ve adeta yas yerlerini yemek yenecek yer veya sohbet edilecek bir mekan haline getirmişlerdir. Rasulullah (sav) bir hadislerinde şöyle buyuruyor: “Cafer’in ev halkına yemek hazırlayınız; çünkü onların başına kendilerini meşgul eden bir iş gelmiştir.” (Ebu Davud/Cenaiz/25)
Birinin evladi öldüyse 3 gün üzüntüsünü gösterebilir diyorsunuz. Ne yapmasini bekliyorsunuz ki 4.günde neşeli mutlu olmasini mi ?
Yakını vefat eden kişi 3 gün taziye kabul eder, islamda yaz olayı uzatılmamalıdır anlamında yazılmış… sonra elbette yas süresi bitse bile üzüntü devam eder bu ayrı bir konu
Ölüm iddetinde, nafaka verilmez. Ama kadın, kocasının evinde iddet bekler. Çünkü kadın iddet müddeti bitinceye kadar, ölen kocasının hanımı sayılır.
1)Şimdi sorularima geçecek olursam kadin boşanmış mutluysa niye yas tutsun ki süslenemesin ki tamam 3 ay iddet beklemeden evlenmesi yasakta süslenmesi koku sürmesi gibi şeyleri yapması ama evlenme yasağina dikkat ettikten günah olur mu ki? Aynı şekilde ölüm iddetindede öyle 4 ay 10 gün boyunca yas tutmak zorunda mı? 1 ay sonra süslenmesi v.s günah mı ??zorunlu mu yas tutmak???
2)Sonra talak iddeti bain talakta giriyor galiba bain talakta boşanan kişiler ne yapcak ki o kadar insanlar boşanıyor kadın çalışiyor ne bileyim dısari cikti diye nafaka mı kesilir ???
3)Ölüm iddetinde kocasınin evinde yas tutması zorunlu mu?? Annesinin evine gitmek istiyor belkide ??
4)Kadın kocasının ölümünden ötürü dört ay on gün üzüntüsünü gösterebilir, onun dışındaki yas tutmalar üç günden fazla olamaz.
Burdan sunu anliyorum.4 ay 10 günden sonra üzüntu gösteremez.Nasil desem evladı ölmüş biri 3 gün yas tutma süresi diye 4 .gün üzuntülü gözükmesi günah mi yani ??burdan 3 gun yas tutmaktan kasıt ne ??evladı ölmüş biri 4.gün neşeli olmasi beklenemez ki tabi kide üzüntülü olur.ordaki 3 günden kasıt ne ??
Ölüm iddetinde, nafaka verilmez. Ama kadın, kocasının evinde iddet bekler. Çünkü kadın iddet müddeti bitinceye kadar, ölen kocasının hanımı sayılır.
1)Şimdi sorularima geçecek olursam kadin boşanmış mutluysa niye yas tutsun ki süslenemesin ki tamam 3 ay iddet beklemeden evlenmesi yasakta süslenmesi koku sürmesi gibi şeyleri yapması ama evlenme yasağina dikkat ettikten günah olur mu ki? Aynı şekilde ölüm iddetindede öyle 4 ay 10 gün boyunca yas tutmak zorunda mı? 1 ay sonra süslenmesi v.s günah mı ??zorunlu mu yas tutmak???
2)Sonra talak iddeti bain talakta giriyor galiba bain talakta boşanan kişiler ne yapcak ki o kadar insanlar boşanıyor kadın çalışiyor ne bileyim dısari cikti diye nafaka mı kesilir ???
3)Ölüm iddetinde kocasınin evinde yas tutması zorunlu mu?? Annesinin evine gitmek istiyor belkide ??
4)Kadın kocasının ölümünden ötürü dört ay on gün üzüntüsünü gösterebilir, onun dışındaki yas tutmalar üç günden fazla olamaz.
Burdan sunu anliyorum.4 ay 10 günden sonra üzüntu gösteremez.Nasil desem evladı ölmüş biri 3 gün yas tutma süresi diye 4 .gün üzuntülü gözükmesi günah mi yani ??burdan 3 gun yas tutmaktan kasıt ne ??evladı ölmüş biri 4.gün neşeli olmasi beklenemez ki tabi kide üzüntülü olur.